Kendimi bildim bileli Trabzonspor taraftarıyım. Çocukken radyodan, 12-15 yaş arası radyo ve televizyondan 15 yaşından sonra da çoğunlukla stadyumdan Trabzonspor'u takip ediyorum. meşhur 95-96 sezonunda orta okula yeni başlamış bir çocuk olarak o sezonu çok net hatırlamıyorum, o maç hariç. Neyse sözün özü ben ilk defa ligin ilk haftasından başlayarak 20. haftaya kadar şampiyonluğu kovalayan bir Trabzonspor seyrediyorum. Evet 2003-2004 ve 2004-2005 sezonlarında da zirve yarışının içerisinde olduk ve bu dönemde iki de Türkiye Kupası zaferi yaşadık fakat her iki sezonda da zirve yarışımız sürpriz çıkışlarla oldu. 2003-2004 sezonunda 20. haftada Trabzonspor-Adanaspor maçı ile göreve başlayan yeni teknik direktör Ziya Doğan yönetiminde süper bir ikinci yarı performansı gösterip 22 ile 32. haftalar arası 11 maç üst üste kazanarak muhteşem bir seri yakalamamıza rağmen hala rakip Fenerbahçe’nin puan kaybını beklemek zorundaydık fakat 33. hafta Avni Aker'de Galatasaray'a yenilip ikincilikle yetinmek zorunda kaldık. Bu benim yetişkin halimle yaşadığım ilk şampiyonluk yarışı heyecanıydı. 2004-2005 sezonunda ise yine istikrarlı bir şekilde olmasa da zirve yarışının içerisinde olduk. 14. haftada alınan Konya beraberliğinin üzerine Ziya Doğan istifa etmiş ve takımın başına milli takımı dünya üçüncüsü yapmış camianın yetiştirdiği en değerli futbol adamlarından Şenol Güneş getirilmişti. Şenol Güneş döneminde dünya gözüyle izleme şerefine nail olduğum en iyi Trabzonspor'u izledim. Harika bir futbol, bol pozisyonlar ve sürekli tempo. Yattara-Szymkoviak-Gökdeniz-Fatih Tekke dörtlüsünden unutulmaz futbol resitali. Fakat 23. haftada aldığımız 3-2'lik Gaziantep mağlubiyeti ve 25. haftada 90+ da Tayfur Havutçu'nun golüyle Bjk karşısında alınan mağlubiyet… Eğer o Beşiktaş maçını kaybetmeseydik belki o sezon şampiyon olabilirdik fakat 30. haftada Fenerbahçe karşısında zaten az olan şansımızın Cem Papila eliyle gasp edilmesiyle şampiyonluk ümidimizi yine ertelemek zorunda kalmıştık . O sezondan sonra 2008-2009 sezonuna kadar hatırlamak istemediğimiz kayıp yıllar...
Bu sezon ise tüm Türkiye’ye bir futbol takımı Başkanından hocasına, futbolcusundan taraftarına nasıl olmalıdır dersi veriyoruz. Bu takımın şu ana kadar başardıkları gerçekten inanılmaz ve onlar bu güne kadar başardıklarıya yetinmeyceklerinin sinyallerini veriyorlar. Tüm kayıp sezonların klişesi ‘öz evlat, yerlinin yerlisi, kendi değerlerimiz, Trabzonlu futbolcular’ teorilerinin hepsini Ersun Yanal önderliğindeki Trabzonspor Takımı 20. Hafta itibariyle çöpe atmış ve tüm Trabzonsporlulara aslına 76 ruhu denen şeyin Trabzon yerel basını ve Trabzonluyu tanırının özene bezene yarattığını sanan mikromilliyetçi kitlenin sandığı gibi nufus kağıdıyla ya da doğum yeriyle alakalı olmadığını gösterdiler. Maç sonu galibiyet sevinçlerinde Trabzon yöresel oyunu kolbasıyı oynayanlar Anadolu’nun çeşitli kulüplerinde sırtına 61 numaralı formayı geçirmiş vasat Trabzon doğumlu futbolcular değil Trabzon insanını ve Trabzonspor’un özünü kavramış Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen muhteşem bir takım ve harika insanlar topluluğu olması birilerinin teorilerini yeniden sorgulamasına yol açar umarım.
Hafta sonu oynayacağımız Beşiktaş maçında kazanmayı başarırlarsa yıllardır özlemle beklediğimiz o büyük günün müjdesini almış olacağız ve artık yüksek sesle bağıra çağıra şampiyonluk şarkıları söylemeye başlayacağız. Berabere kalırsak daha düşük tonda mırıldanacağız şarkıları, kaybedersek canınız sağ olsun diyeceğiz. Biz bu sezonu hazırlık sezonu olarak görüyorduk ama siz bize daha fazlasını istememiz gerektiğini gösterdiniz. Başarılar Trabzonspor, Kalpleri bordo mavi atan herkes için başar.!!!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Sayfanız hayırlı olsun. İlk kısımda geçmiş yılların genel bir değerlendirmesini yapmışsınız. Son iki paragrafta ise çok hoş tespitlerle camianın genel bir sorununu ve bu günlerde bu sorunun üstesinden nasıl gelindiğini paylaşmışsınız.
YanıtlaSilBu arada Beşiktaş'a karşı kaybetsek bile yarışın bu sezonki en büyük iki isminden birisi olmaya devam ederiz. Yeter ki Anadolu takımları karşısında ilk yarıdaki gibi iyi sonuçlar alabilelim.