23 Şubat 2009 Pazartesi

Yol Kazası


Oldukça eğitici bir sezon geçiriyoruz. Takımımız bize her maç yeni bir şey öğretiyor. Bu hafta da şampiyon olmanın o kadar da kolay olmadığını ve erken havaya girmenin kötü sonuçlar doğurabileceğini gördük. Denizli maçını erken uyarı sistemi olarak görüyor ve gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını diliyorum.

Antalya karşısında da hem kötü oynayıp hem de puan kaybedersek gelecek sezonu düşünmeye başlamalıyız. Haftaya futbolumuzu bir üst seviyeye çıkarmak zorundayız.

Bu ligde bize daha çook ekmek var. Yeterki soğukkanlılığımızı kaybetmeyelim ve haftaya mutlaka kazanalım. Güven tazelemek açısından çok önemli bu maç. İstanbul takımları sezon sonuna kadar 3'de 3 yapamaz. Yani üçününde kazandığı bir hafta yaşayacağımzı sanmıyorum. Bunun anlamı kazandıkça bir veya birkaçını yarışın dışına itmek.

Sivasspor'u Sivasta yenersek ligi onların üzerinde bitireceğimizi düşünüyorum. Umarım herşey bizim istediğimiz gibi geliştir. Başarılar Trabzonspor!!

10 Trilyonluk Maskot


Yerel gazetelere gün doğdu. Uzun bir aradan sonra kılıçları çektiler nihayet. Trabzonspor'un mağlubiyetine en fazla onlar sevinmişlerdir. Alanazinho için Karadeniz Gazetesi 10 Trilyonluk Maskot diye başlık atmış. Diğerlerininde Karadeniz Gazetesinden geri kalır yanları yok. Alanzinho kötü bir transfer de olabilir ki bunu söylemek için hala çok erken. Fakat yerel gazelerin maksadını çok iyi bildiğimiz için şaşırmıyoruz bu tarz haberlere. Maksat bağcıyı dövmek nasıl olsa.

Alanzinho 10 Trilyonluk, peki siz kaç paralıksınız???

20 Şubat 2009 Cuma

Trabzonspor-Denizlispor



Trabzonspor bu maçta mutlak favori. Galatarasay maçına kadar kazandığı her hafta biraz daha şampiyonluğa yaklaşacak. Çünkü şampiyonluk yarışının içerisinde bulunan 5 takımın birden kazandığı hafta yok. Bu da kanzandığımız sürece rakiplerden en az biriyle puan farkını açacağımız anlamına geliyor. Başarılar Trabzonspor

17 Şubat 2009 Salı

Karşıyaka



Pankart Karşıyaka-Kasımpaşa maçından. Karşıyaka taraftarları şampiyonuk yarışı içerisinde olan Trabzonspor ve Sivasspor'a başarılar dilemişler. Kendilerine teşekkür ediyor ve biz de süper lig yolunda başarılar diliyoruz onlara. Karşıyaka son maçında Kasımpaşa'yı 89. dakikada bulduğu golle 1-0 yendi ve puanını 40'a yükseltti. Lider Manisaspor'un üç puan gerisinde.

Baba İsaac

Hoşgeldin Junior Promise







Alanzinho



Trabzonspor transfer komitesi uzun uğraşlar sonucu takıma kazandırdı onu. Mahmut Aksu kaç bardak kırdı bilmiyoruz ama oldukça uğraştıkları kesin. Ankaraspor maçında 20, Ankaragücü maçında 20 ve Beşiktaş maçında da 45 dakika sahada kaldı. Bu süreler içerisinde takıma olumlu katkı sağlayamadığını söyleyebiliriz. Fakat takdir edersiniz ki henüz üç maçta oynamış ve hepsinde de sonradan oyna girmiş, 90 dakika sahada kalmamış bir oyuncu için yapılabilecek son yorum Transfer Fiyaskosu olduğunu söylemektir.

Trabzon yerel medyasındaki malum kalemlerinin ortak fikri onun 3,9 m euorluk(ki abartılı olsun ve ortalık daha fazla karışsın diye bu gönüllü mikserler 4,5 m euro diye telafuz ediyorlar rakamı)Transfer Fiyaskosu olduğu yönünde.

Trabzon yerel basınının tüm etkin bölgelerinin vizyonsuz,kültürsüz,çapsız adamlar tarafından ele geçirilmiş olması çok acı.

Başkanımızdan acilen vizyonlu,kültürlü,çaplı gazeteciler transfer etmesini bekiyoruz.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Tecrübe



Volkan Konak Trabzonspor'u değerlendirdiği bir roportajında bu takım 20 küsür senedir kalecisiz oynuyor o yüzden de şampiyon olamıyor demişti. Tabi bu değerlendirmeyi yaptığı dönemde Trabzonspor'un Tony Sylva diye bir kalecisi yoktu. Gelişi hayli olaylı oldu Sylva'nın. Geldiğinde onun futbolcudan ziyade güreşçiyi andırdığını yazan Tolga gibi Trabzonlu süper yetenek dururken bu kaleciye bile benzemeyen adamın neden alındığını sorgulayanlardan tutun da kariyerini yetersiz bulanlara, yaşının fazlalığına takanlara kadar bir sürü eleştiri oldu ilk etapta. Daha sonra klubuyle bonservis problemini aşamadığı için anlaşma sağlanamadı. Tam transfer fiyaskosu olacak diye düşünürken problem halledildi ve Trabzonspor'a katıldı Sylva. Fakat ilk haftalarda hazır olmadığı ve takıma geç katıldığı için oynayamadı. Galatasaray maçını yerel basın ve yerlisever kitlenin kahramanı milli kaleci(!) Tolga'nın üstün çabaları ile kaybedince takım için kalecinin ne kadar önemli bir unsur olduğu bir kez daha anlaşıldı.
Yerel basınının dinazor yazarlarının kahramanı Tolga her kritik maçta yaptığı gibi Galatarasay maçını da katledip takımı yakınca kalenin gerçek sahibi Gaziantepspor maçı ile Trabzonspor formasıyla ilk lig maçına çıktı. İlk maçında öyle bir hata yaptı ki eğer o hata gol ile sonuçlansa bekli şu an ne Sylva kalede olurdu ne de Trabzonspor liderle aynı puanda.
O hatayı yapmasına rağmen 90 dakika sonunda stadyumda maçı beraber izlediğimiz herkesin ortak görüşü nihayet yıllardır aradığımız kaleciye kavuştuğumuz yönündeydi.
Sylva tecrübesi,soğukkanlılığı, oyun kurmadaki ustalığı ile birkaç hafta içerisinde ligdeki kalecilerin hepsinden farklı olduğunu gösterdi. Fenerbahçe maçında yaptığı kritik kurtarışlar, yan toplardaki soğunkanlılığı, oyunu bir libero gibi kurması ile yıllar sonra büyük maçta büyük bir performans gösteren kaleci seyrettirdi bizlere.

Bjk maçına gelecek olursak alınan bir puanda Sylva'nın katkısı takımın geri kalan tüm elemanlarının katkısından fazlaydı diyebilirim. Bu sezon çok şey öğretiyor bize bu takım. En çok bu yönlerini seviyorum zaten. Demek ki şampiyonluğa oynayan lider karakterli bir takım yaratmak istiyorsan sadece gelecek vaad eden gençlerle bir yere varamazsın. En fazla Arsenal gibi bol bol alkış ve aferin lan bak bu 18 öbürü 19 yaşındaymış diye takdir toplar sonunda koca bir hiç kazanırsın. Song transfer edildiğinde çoğu kesim tarafından sevinçle karşılandı bu transfer haberi, tabiki her şeyi eleştirmeyi marifet sayan bazı kesimler hariç. Song'un Giray Kaçar gibi bir oyuncunun oymasınını engelleyeceğini bu tranferin gereksiz olduğunu düşünen ''Wonderkid''ciler bu gün ne kadar yanıldıklarının farkındadırlar sanırım. Tüm maçlarda Song yerine Giray oynasaydı çok sempatik bir takım olabilirdik, Giray da kamuoyundan bolca takdir toplayabilirdi fakat muhtemelen 7-8 puan daha az toplamış olurduk. Dün sezonun en berbat futbolunu defansta Giray kaledede Tolga ile oynamadığımız için başta Sadri Şener ve Mahmut Aksu olmak üzere tüm Trabzonspor
transfer komitesine teşekkür etmeliyiz. Bize İnönüde bu kadar kötü futbola rağmen puan getiren şeyin adı ''TECRÜBE''dir.

Ersun Yalan birbuçuk yıldır Trabzonsporda ve ben onu ilk kez eleştireceğim. Oyuna müdahaleri çoğu zaman gecikmeli ve yanlış tercihlerle dolu. Hüseyin Cimşir'in berbat futboluna 90 dakika tahammül etmesi, Colman-Selcuk ikilisine uzun süre sabretmesi, ille de çift forvet diye tutturup rakibin bizi orta sahasıyla ezdiği bölümde o bölgeye takviye yapmaması,orta sahayı kalabalık tutmaması gibi bir sürü hataya rağmen İnönü'den puan çıkarmak her hocaya nasip olmaz.
Ersun Yanal'ın yanlışlarını sahadaki tecrübeli oyuncular insanüsü performanslarıyla örttüler. Defans hattımız 4x4 lük orta sahamız ise çok kötü bir performans sergiledi. Son olması şartıyla sesimizi çıkartmıyor ve görmezden geliyoruz.

İki maçtır kötü oynamamıza rağmen kazanıyoruz ki bu özellik sadece şampiyonlara has bir özelliktir. Fakat kötü oyunu alışkanlık haline getirmemeliz.
Haftaya Denizli maçında rakibi sürklase ederek kazanan bir takım bekliyorum.

2o yıl sonra hazır kalede de kaleci varken kazanalım şu şampiyonluğu!!!

13 Şubat 2009 Cuma

Oynayalım Uşaklar İnönü Kolbastısı

Kendimi bildim bileli Trabzonspor taraftarıyım. Çocukken radyodan, 12-15 yaş arası radyo ve televizyondan 15 yaşından sonra da çoğunlukla stadyumdan Trabzonspor'u takip ediyorum. meşhur 95-96 sezonunda orta okula yeni başlamış bir çocuk olarak o sezonu çok net hatırlamıyorum, o maç hariç. Neyse sözün özü ben ilk defa ligin ilk haftasından başlayarak 20. haftaya kadar şampiyonluğu kovalayan bir Trabzonspor seyrediyorum. Evet 2003-2004 ve 2004-2005 sezonlarında da zirve yarışının içerisinde olduk ve bu dönemde iki de Türkiye Kupası zaferi yaşadık fakat her iki sezonda da zirve yarışımız sürpriz çıkışlarla oldu. 2003-2004 sezonunda 20. haftada Trabzonspor-Adanaspor maçı ile göreve başlayan yeni teknik direktör Ziya Doğan yönetiminde süper bir ikinci yarı performansı gösterip 22 ile 32. haftalar arası 11 maç üst üste kazanarak muhteşem bir seri yakalamamıza rağmen hala rakip Fenerbahçe’nin puan kaybını beklemek zorundaydık fakat 33. hafta Avni Aker'de Galatasaray'a yenilip ikincilikle yetinmek zorunda kaldık. Bu benim yetişkin halimle yaşadığım ilk şampiyonluk yarışı heyecanıydı. 2004-2005 sezonunda ise yine istikrarlı bir şekilde olmasa da zirve yarışının içerisinde olduk. 14. haftada alınan Konya beraberliğinin üzerine Ziya Doğan istifa etmiş ve takımın başına milli takımı dünya üçüncüsü yapmış camianın yetiştirdiği en değerli futbol adamlarından Şenol Güneş getirilmişti. Şenol Güneş döneminde dünya gözüyle izleme şerefine nail olduğum en iyi Trabzonspor'u izledim. Harika bir futbol, bol pozisyonlar ve sürekli tempo. Yattara-Szymkoviak-Gökdeniz-Fatih Tekke dörtlüsünden unutulmaz futbol resitali. Fakat 23. haftada aldığımız 3-2'lik Gaziantep mağlubiyeti ve 25. haftada 90+ da Tayfur Havutçu'nun golüyle Bjk karşısında alınan mağlubiyet… Eğer o Beşiktaş maçını kaybetmeseydik belki o sezon şampiyon olabilirdik fakat 30. haftada Fenerbahçe karşısında zaten az olan şansımızın Cem Papila eliyle gasp edilmesiyle şampiyonluk ümidimizi yine ertelemek zorunda kalmıştık . O sezondan sonra 2008-2009 sezonuna kadar hatırlamak istemediğimiz kayıp yıllar...

Bu sezon ise tüm Türkiye’ye bir futbol takımı Başkanından hocasına, futbolcusundan taraftarına nasıl olmalıdır dersi veriyoruz. Bu takımın şu ana kadar başardıkları gerçekten inanılmaz ve onlar bu güne kadar başardıklarıya yetinmeyceklerinin sinyallerini veriyorlar. Tüm kayıp sezonların klişesi ‘öz evlat, yerlinin yerlisi, kendi değerlerimiz, Trabzonlu futbolcular’ teorilerinin hepsini Ersun Yanal önderliğindeki Trabzonspor Takımı 20. Hafta itibariyle çöpe atmış ve tüm Trabzonsporlulara aslına 76 ruhu denen şeyin Trabzon yerel basını ve Trabzonluyu tanırının özene bezene yarattığını sanan mikromilliyetçi kitlenin sandığı gibi nufus kağıdıyla ya da doğum yeriyle alakalı olmadığını gösterdiler. Maç sonu galibiyet sevinçlerinde Trabzon yöresel oyunu kolbasıyı oynayanlar Anadolu’nun çeşitli kulüplerinde sırtına 61 numaralı formayı geçirmiş vasat Trabzon doğumlu futbolcular değil Trabzon insanını ve Trabzonspor’un özünü kavramış Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen muhteşem bir takım ve harika insanlar topluluğu olması birilerinin teorilerini yeniden sorgulamasına yol açar umarım.

Hafta sonu oynayacağımız Beşiktaş maçında kazanmayı başarırlarsa yıllardır özlemle beklediğimiz o büyük günün müjdesini almış olacağız ve artık yüksek sesle bağıra çağıra şampiyonluk şarkıları söylemeye başlayacağız. Berabere kalırsak daha düşük tonda mırıldanacağız şarkıları, kaybedersek canınız sağ olsun diyeceğiz. Biz bu sezonu hazırlık sezonu olarak görüyorduk ama siz bize daha fazlasını istememiz gerektiğini gösterdiniz. Başarılar Trabzonspor, Kalpleri bordo mavi atan herkes için başar.!!!